<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0">

<channel>
<title><![CDATA[Lakirdi.com - Mydanoze.com - Sosyal Paylasim - Sohbet, Chat, Çhat, mirc, Sohbet odaları,chat Sohbet odalari, Makale, Hikayeler, Makaleler, Hikaye, Video, download, Galeri, Resim, Forum, Sohbet Forum Siteniz]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com]]></link>
<description><![CDATA[HİKAYELER]]></description>
<generator>MemHT Portal</generator>
<item>
<title><![CDATA[Lokman Hekimin Esareti]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=133&title=Lokman-Hekimin-Esareti]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=133&title=Lokman-Hekimin-Esareti]]></guid>
<description><![CDATA[<b>Lokman Hak&icirc;m hazretleri g&uuml;nlerden bir g&uuml;n eşkıy&acirc; tarafından yolu  kesilip, es&icirc;r edildi. Kendisini yabancı bir şehre g&ouml;t&uuml;r&uuml;p, k&ouml;le olarak  bir zengine sattılar. Efendisi ona kerpi&ccedil; yapma gibi ağır işler verdi.  Lokman Hak&icirc;m, işin zorluğundan şik&acirc;yet etmeyip, herkesten daha iyi  &ccedil;alışıyordu. Zamanla efendisi, hazret-i Lokmanın; şefkatli, g&uuml;&ccedil; işlere  dayanır ve iyilik sever birisi olduğunu anladı. Lokman Hak&icirc;me değer  verip, sevdiği kimselerden biri oldu. Sonunda efendisi, hemşehrilerinden  bir topluluğun o şehre gelmesi ile, hazret-i Lokmanın kim olduğunu  &ouml;ğrendi.</b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 21 Mar 2010 13:14:37 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hızır Olduğunu Söylerim]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=132&title=Hizir-Oldugunu-Soylerim]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=132&title=Hizir-Oldugunu-Soylerim]]></guid>
<description><![CDATA[<b>Ramazan... Cuma g&uuml;n&uuml;... Cuma vakti... Cami... Cemaat tek t&uuml;k camiye  girmekte. İmam k&uuml;rs&uuml;de... Girenlerin arasında... O... Hızır... Hızır  a.s. da gen&ccedil; ihtiyar arasında onlardan biri gibi gidiyor bir k&ouml;şeye  oturuyor.</b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 21 Mar 2010 13:09:28 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hızır Nasıl Görülür]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=131&title=Hizir-Nasil-Gorulur]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=131&title=Hizir-Nasil-Gorulur]]></guid>
<description><![CDATA[<b>Sultan II. Mahmud Han zamanında yaşlı bir kadıncağız duymuş ki, Hazreti  Hızır her g&uuml;n yatsı namazında, Yeni C&acirc;m&icirc;de g&ouml;r&uuml;l&uuml;rm&uuml;ş. Kendisi de z&acirc;ten  Hızır Aleyhissel&acirc;mı g&ouml;rmeyi &ouml;teden beri &ccedil;ok istermiş. Duyduğu s&ouml;z &uuml;st&uuml;ne  ertesi g&uuml;n kocasına durumu bildirip, ondan izin alarak yatsı namazına  Yeni C&acirc;m&icirc;ye gitmiş. Namaz &ccedil;ıkışında, avluda bir kenara &ccedil;ekilmiş ve  başlamış &ccedil;ıkanlara dikkatli dikkatli bakmaya. O p&uuml;r dikkat &ccedil;ıkanları  t&acirc;kip ederken, karşısından bir yaşlı amca &ccedil;ıkagelmiş.  - Neye bakarsın h&acirc;tun?  -Dediler ki, bu c&acirc;m&icirc;de her gece Hızır Aleyhissel&acirc;m g&ouml;r&uuml;n&uuml;rm&uuml;ş.</b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 21 Mar 2010 13:01:25 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İşçi Olabilirdi]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=130&title=isci-Olabilirdi]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=130&title=isci-Olabilirdi]]></guid>
<description><![CDATA[<b>işsizin biri, temizlik işleri i&ccedil;in Microsofta başvurur. İnsan Kaynakları,  bir &ouml;n g&ouml;r&uuml;şmenin ardından test yeri temizlemek yaparlar ve işe  alındın, e-mail adresini ver, sana başvuru formunu g&ouml;ndereyim, aynı  zamanda, işe başlamak i&ccedil;in geleceğin g&uuml;n&uuml; bildiririm der.</b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 21 Mar 2010 12:48:16 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gülgüzeli ile Murat]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=129&title=Gulguzeli-ile-Murat]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=129&title=Gulguzeli-ile-Murat]]></guid>
<description><![CDATA[<b>Caferli diye bir k&ouml;yde k&uuml;&ccedil;&uuml;k ağa olarak &ccedil;evresine nam salmış, y&uuml;r&uuml; dedimi  dağlar y&uuml;r&uuml;ten, dur dedimi sular durduran g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir ağa varmış. ne var  ki soyunu devam ettirecek &ccedil;ocuğu olmadığı i&ccedil;in hep &uuml;zg&uuml;nm&uuml;ş.   ağanın bu durumdan s&uuml;rekli yakınması &uuml;zerine, karısı esma hatun  &ccedil;evredeki b&uuml;t&uuml;n yatırları, t&uuml;rbeleri tek tek ziyaret eder, &ccedil;ocuğu olması  i&ccedil;in gittiği yer yerde &ldquo;derdimize bir &ccedil;are&rdquo; deyip kurban keser dua  edermiş..</b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 21 Mar 2010 12:36:14 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[55 Yıllık Mescid İ Aksa Nöbetçisi]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=128&title=55-Yillik-Mescid-i-Aksa-Nobetcisi]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=128&title=55-Yillik-Mescid-i-Aksa-Nobetcisi]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/nhoca.jpg" alt="" /><br />
<br />
<b><span class="YaziFontu">Mevki Kud&uuml;s. Mek&acirc;n Mescid-i Aksa, tarih 21 Mayıs 1972 Cuma. Ben ve gazeteci arkadaşım rahmetli Said Terzioğlu, İsrail Dışişleri rehberlerinin yardımı ile bu m&uuml;barek makamı dolaşıyoruz.<br />
<br />
Kud&uuml;s Kapalı &Ccedil;arşısı`nda r&uuml;zgar gibi dolanan entarili kahvecilerin ellerindeki askılara &ccedil;arpmadan biraz y&uuml;r&uuml;d&uuml;n&uuml;z m&uuml;, &ouml;n&uuml;n&uuml;ze &ccedil;ıkan kapı sizi Mescid-i Aksa`nın &ouml;n&uuml;ne kavuşturur. Mirac mucizesinin soluklanıldığı ilk Kıble`mize yani... Hemen oracıkta, ilk avlu vardır ki, h&acirc;l&acirc; bizim l&acirc;kabımızla anılır. &quot;12 bin şamdanlı avlu&quot; derler oraya. Yavuz Selim 30 Aralık 1517 Salı g&uuml;n&uuml; Kud&uuml;s`&uuml; devlete katmıştır da, ortalık kararmıştır. Yatsı namazını o avluda kılar. Kendisi ve b&uuml;t&uuml;n ordu beraber. Şamdanları yakarlar. Tam 12 bin şamdan... O isim oradan kalmadır. Sekiz on basamaklı geniş merdiveni adımladınız mı, o mukaddes Mescid`in bağdaş kurduğu ikinci avluya ulaşırsınız. </span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Mon, 07 Dec 2009 16:55:51 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tülbent&#8217;ten Damlayan Süt]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=127&title=Tulbent%26%238217%3Bten-Damlayan-Sut]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=127&title=Tulbent%26%238217%3Bten-Damlayan-Sut]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/nhoca.jpg" alt="" /><br />
<br />
<b><span class="YaziFontu">Evren yaratıldığında insan yok imiş .. Sonra Cennet&rsquo;te sınanan iki insan , kurallara uymayınca </span></b><span class="YaziFontu"><nobr><b><span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; cursor: pointer; color: rgb(255, 0, 0);">D&uuml;nya</span></b></nobr><b> isimli k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir gezegene ışınlanıvermişler . <br />
Kainatta minicik amma insan i&ccedil;in &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k olan d&uuml;nya , Adem (Adam) ve Havva (Eva ) isimli iki canlıya mekan olmuş .. Cennet&rsquo;teki g&uuml;zelliklerin pek azı varmış bu </b><nobr><b><span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; cursor: pointer; color: rgb(255, 0, 0);">d&uuml;nyada</span></b></nobr><b> ama yine de iki g&ouml;n&uuml;l bir olunca samanlık seyran olmuş . <br />
Biri Cidde denilen yere , diğeri Seylan b&ouml;lgesine inmişler .. Onları ayrı d&uuml;ş&uuml;ren Yaratıcı , bilinmez bir hasret d&ouml;neminden sonra sevgilileri Arafat tepesinde buluşturmuş ..Ne kadar sevinmişler , ne kadar sevinmişler &hellip; Ancak birlikte oldukları zaman d&uuml;nya gezegeninin daha g&uuml;zel olduğunu </b><nobr><b><span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; color: rgb(255, 0, 0);">fark</span></b></nobr></span><b><span class="YaziFontu"> etmişler .. </span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Mon, 07 Dec 2009 16:54:13 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sultana Özür]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=126&title=Sultana-Ozur]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=126&title=Sultana-Ozur]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/Resim%20005(43).jpg" alt="" /><br />
<br />
<b><span class="YaziFontu">Oda bembeyazdı, perdelerin beyazlığıyla yatağın &uuml;st&uuml;ndeki &ouml;rt&uuml;lerin beyazlığı sanki yarışıyordu. Oda da birka&ccedil; g&uuml;l yaprağının kırmızısı, duvarın g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; kıskandıran mavi rengi de olmasa dışarıdaki kar sanki i&ccedil;eri yağmıştı. İ&ccedil;erdeki beyazlık dışarıdaki beyazlığı bastırmıştı. İ&ccedil;erisi aydınlık dışarısı karanlık, i&ccedil;erisi sıcak dışarısı soğuktu&hellip; Saat gece yarısını ge&ccedil;miş yavaş yavaş sabaha doğru geliyordu. Odadaki mumlar alevini gecenin karanlığına usul usul salıyordu. Dışarıdaki r&uuml;zgar asla pencereye dokunmuyordu. Oda kadar beyaz olan kedi bile susuyordu. Oda da hayat durmuştu. Oda da zaman durmuştu. Odadaki her nesne susmuştu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o oda da bir Sultan uyuyordu&hellip; </span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Mon, 07 Dec 2009 16:44:19 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ Dümende Bir Hayalet Var!]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=125&title=-Dumende-Bir-Hayalet-Var]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=125&title=-Dumende-Bir-Hayalet-Var]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/CIMG0346.JPG" alt="" /><br />
<b><br />
<span class="YaziFontu">İngiliz ticaret gemisi Vulcain 1839 yazında Hindistan dan İngiltere ye doğru yola &ccedil;ıkmıştı. &Uuml;mit Burnu nun g&uuml;neyinden dolaşacak, Afrika nın batı kıyılarının a&ccedil;ığından ge&ccedil;erek anavatan sularına varacaktı. Gemiye Hindistan dan &ccedil;ay y&uuml;klenmişti. Fakat ambarlarda boş yer kaldığını g&ouml;ren kaptan Johnson, her sefer yaptığı gibi, Afrika nın batı kıyısındaki Benguela ya uğrayıp oradan fildişi y&uuml;klemek niyetindeydi.<br />
Banguela ya vardıkları zaman kasabanın bomboş olduğunu g&ouml;rd&uuml;ler. Gemi a&ccedil;ıkta demirlemişti, gemiciler filikalara binerek kıyıya &ccedil;ıkmışlar, fakat kasabada tek bir canlıya rastlamamaları karşısında şaşırıp kalmışlardı.<br />
&Ccedil;ok ge&ccedil;meden bu esrarengiz olayın sebebi anlaşıldı: Kasabada kolera baş g&ouml;sterdiği i&ccedil;in yerliler, yabancılar herkes başını alıp uzaklara ka&ccedil;mıştı. Fildişi tacirleri de on beş mil kadar gerideki başka bir kasabaya &ccedil;ekilmişlerdi.</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Mon, 07 Dec 2009 16:41:41 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bir Küp Altın]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=124&title=Bir-Kup-Altin]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=124&title=Bir-Kup-Altin]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/2211_3559921804075408025_5325_n.jpg" alt="" /><br />
<br />
<b><span class="YaziFontu">Melis &ccedil;ocukluğundan beri dedesinin anlattığı definecilik hik&acirc;yeleriyle b&uuml;y&uuml;m&uuml;şt&uuml;.<br />
Rahmetli dedesi define arama işine &ccedil;ok meraklı hatta bunu </span></b><span class="YaziFontu"><nobr><b><span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; color: rgb(255, 0, 0);">hastalık</span></b></nobr><b> haline getirmiş bir adamdı.<br />
Zamanında bu işe aşırı derecede merak sarmış. Eline ge&ccedil;en her haritayı değerlendirmiş, bir&ccedil;ok yeri kazmış. Bu kazıların birinde başına &ccedil;ok ilgin&ccedil; olaylar gelmiş, birka&ccedil; par&ccedil;ada olsa heykelcik bulup zor zahmet elden &ccedil;ıkarıp birka&ccedil; kuruşta olsa </b><nobr><b><span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; color: rgb(255, 0, 0);">para</span></b></nobr><b> kazanmıştı. <br />
En sonunda bu işlerin nasipten &ouml;te olmadığını anlamıştı anlamasına ama bu uğurda da yıllarını, gen&ccedil;liğinin en </b><nobr><b><span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; color: rgb(255, 0, 0);">verimli</span></b></nobr></span><b><span class="YaziFontu"> yıllarını, t&uuml;m emeğini bu hayallere adamış. Olmayacak bir hayal uğruna karısını, &ccedil;ocuklarını, babadan kalma tarla, tokadını bu hayallere harcamıştı.</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Mon, 07 Dec 2009 16:39:38 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Karanlık Gece]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=123&title=Karanlik-Gece]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=123&title=Karanlik-Gece]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/sametyorgancidik.jpg" alt="" /><br />
<br />
<b><br />
<span class="YaziFontu">G&ouml;zlerini a&ccedil;tığında masmavi bir g&ouml;ky&uuml;z&uuml;, &ccedil;i&ccedil;eklerle dolu bir yama&ccedil;. Yaklaşık d&ouml;rt saattir uyuyan serdar şiddetli bir ses g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;yle g&ouml;zlerini a&ccedil;tı. Kolunda şiddetli bir acı ve g&ouml;vdesine sızan kan pıhtısı. Kolu yırtılmış ve şiddetli kan kaybediyordu. T&uuml;m g&uuml;c&uuml;n&uuml; toplayarak ayağa kalktı ve t&uuml;m hızıyla sesin geldiği yere y&ouml;neldi. Uzun bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;şten sonra mahşer topluluğunu andıran bir mek&acirc;nda şiddetli feryatlar yardım isteyen insanlar kan g&ouml;l&uuml;n&uuml; andıran &ccedil;ukurlar ve cehennem ateşine benzer alevler arasında kendi yarasını unutarak başkalarının yardımına koşuyordu. Alanında uzman bir cerrah olan serdar, ilk defa malzeme kullanmadan birilerinin yardımına koşuyordu.</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Mon, 07 Dec 2009 16:05:56 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Plankton]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=122&title=Plankton]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=122&title=Plankton]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/emel.JPG" alt="" /><br />
<b><br />
<span class="YaziFontu">Samanyolu`nda kendine bir yer edinmiş, yıldız gibi parlamakta olan bir yer: Plankton.<br />
Y&uuml;ksek dağları ve yer yer d&uuml;zl&uuml;kleriyle alışılagelmişin dışında bir </span></b><span class="YaziFontu"><nobr><b><span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; cursor: pointer; color: rgb(255, 0, 0);">d&uuml;nya</span></b></nobr></span><b><span class="YaziFontu">.Burada bitki &ouml;rt&uuml;s&uuml; d&uuml;nyadaki gibi değil.K&ouml;kleri topraktan &ccedil;ıkıp havada daire &ccedil;izen ağa&ccedil;cıklar, mavi bir &ccedil;ayır her yeri sarmış durumda. Eskiden burada hayvanlar yaşıyormuş, şimdiyse insanlar hayvan kalıntılarından her t&uuml;rl&uuml; ihtiyacını karşılıyor.</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Mon, 07 Dec 2009 16:00:53 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Susamlı Çörek]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=121&title=Susamli-Corek]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=121&title=Susamli-Corek]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/S6303799.JPG" alt="" /><br />
<br />
<b><span class="YaziFontu">&ldquo;Erkek arkadaşım gelecek! Bu kez izin vereceğim ona: &ouml;ps&uuml;n beni!&rdquo;<br />
<br />
Heyecandan elleri titriyor, g&ouml;zleri sağa sola kayıyordu. Yirmi </span></b><span class="YaziFontu"><nobr><b><span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; color: rgb(255, 0, 0);">altı</span></b></nobr><b> yaşlarındaydı. Uzun siyah sa&ccedil;ları taranmış, &ouml;zenerek tek &ouml;rg&uuml; yapılmıştı yine. Bal rengi g&ouml;zleri, azıcık &ccedil;illi y&uuml;z&uuml; g&uuml;l&uuml;yordu şimdilerde. Cılız bedenine giydiği ve bol gelen a&ccedil;ık mavi elbisesini &ccedil;ekiştirdi, eliyle d&uuml;zeltmeye &ccedil;alışır gibiydi. Son yıllarda hi&ccedil; elbise de alınmıyordu artık Saliha&rsquo;ya.<br />
<br />
Mutfaktaydı. Sandalyeye oturmuş, bir yandan annesinin &ccedil;ıkarıp ortaya bıraktığı malzemelere bakıyor, bir yandan da salonun penceresinden, karşı apartmandaki komşusuyla sohbet eden annesinin sesine kulak kabartıyordu:<br />
<br />
&ldquo;Gelecekmiş bir iki saate kadar, </b><nobr><b><span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; color: rgb(255, 0, 0);">haber</span></b></nobr></span><b><span class="YaziFontu"> yollamış. Hazırlık yapıyorum.&rdquo;</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 23:13:32 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Atam Diyor ki]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=120&title=Atam-Diyor-ki]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=120&title=Atam-Diyor-ki]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/CIMG8220.JPG" alt="" /><br />
<br />
<b><span class="YaziFontu">Ata diyor ki;<br />
Ey T&uuml;rk Gen&ccedil;liği! Sana &ouml;yle b&uuml;y&uuml;k bir armağan bıraktık ki arkamızda bunun adı CUMHURİYET`tir.<br />
<br />
Ata diyor ki;<br />
Cumhuriyetle yaşarken vazifen onu sonuna kadar korumak, kollamak ve dahası y&uuml;celtmektir.<br />
<br />
Ata diyor ki;<br />
Sana bırakılan bu hediye o kadar değerli ki ona kimi fırsat&ccedil;ılar g&ouml;z dikebilir.</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 23:10:21 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Susma Sakın Laterna]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=119&title=Susma-Sakin-Laterna]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=119&title=Susma-Sakin-Laterna]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/480.jpg" alt="" /><br />
<br />
<b><span class="YaziFontu">G&ouml;z kapaklarını hafif&ccedil;e kaldırdı. Yarısı aralanmış perdeden y&uuml;z bulup, o &ccedil;ok sevdiği pop şarkıcısının posterinin &uuml;zerine nazlı nazlı yansıyan g&uuml;neş ışınları, hissedilmesine hi&ccedil;bir engel olunmadığı halde hissedilmemiş bir gecenin bittiğini onaylıyor ve yeni bir g&uuml;n&uuml;n mukaddimesini haber veriyordu. Tazecik bir kıprayışla irkildi. G&ouml;zlerinin biri kapalıyken diğeri ise etrafı kola&ccedil;an edercesine aralandı. Posterin hemen altındaki sarı renkli yapıştırmalı k&acirc;ğıda yazılmış &ldquo;kızım kahvaltı hazır, ben erken &ccedil;ıktım&rdquo; notunu okumasıyla posterdeki kahramanına adadığı g&uuml;l&uuml;mseme yerle bir oldu.</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 23:05:57 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ Padişahın İşi Ne?]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=118&title=-Padisahin-isi-Ne]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=118&title=-Padisahin-isi-Ne]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/Resim%20078(8).jpg" alt="" /><br />
<b><br />
<span class="YaziFontu">Sultan Murad Han o g&uuml;n bir hoştur. Telaşeli g&ouml;r&uuml;n&uuml;r. Sanki bir şeyler s&ouml;ylemek ister. Sonra vazge&ccedil;er.<br />
<br />
Neşeli deseniz değil, &uuml;z&uuml;nt&uuml;l&uuml; deseniz hi&ccedil; değil.<br />
<br />
Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:<br />
<br />
- Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?<br />
<br />
- Akşam garip bir r&uuml;ya g&ouml;rd&uuml;m.<br />
<br />
- Hayırdır inşallah?<br />
<br />
- Hayır mı şer mi &ouml;ğreneceğiz.</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 22:58:15 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kişisel Alınmalara Elverişli Blog]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=117&title=Kisisel-Alinmalara-Elverisli-Blog]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=117&title=Kisisel-Alinmalara-Elverisli-Blog]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/38863744%5B2%5D.jpg" alt="" /><br />
<br />
<br />
<b><span class="YaziFontu">İ&ccedil;sel Konuşmalar Dışsal Susmalar şeklinde s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yorum hayatımı. Sanırım ters y&uuml;z edilmiş bir yaşanmışlıktı benimki. Hayat, &uuml;zerimde eğreti duruyordu ve hi&ccedil; bir zaman dilimi yaşamdan zevk almamı sağlamıyordu .. <br />
<br />
Daha ilk yazısında benim hikayemi anlatmasını beklerdim B.Devrim`den anlatmadı sanırım hayatımın ilgi &ccedil;ekici olmadığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu sanki yaşama nefes alıp vermekten başka hi&ccedil; bir katkım yokmuş gibi ... Onunla da yetinmiyordu beni bir b&ouml;cekmişim bir asalakmışım gibi g&ouml;r&uuml;yordu. <br />
<br />
Annem bir fahişe değildi, yetiştirilme yurdunda işkence g&ouml;rmedim, bana tecav&uuml;z eden adamı &ouml;ld&uuml;rmedim ki zaten ben hi&ccedil; tecav&uuml;ze uğramamıştım. <br />
Babam sefa pezevengi değildi, işin aksi disiplinli bir askerdi &uuml;lkesine yararlı olmak i&ccedil;in evladını satabilecek kadar vatan severdi!..Oğlunu arkadaşlarına d&ouml;vd&uuml;r&uuml;p,&ouml;ld&uuml;r&uuml;rcesine işkence ettirecek kadar bayrağına ve &uuml;lkesine bağlı bir milli(niyet)&ccedil;iydi </span></b><span class="YaziFontu"><br />
</span>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 22:52:36 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hayallerimin Sonu]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=116&title=Hayallerimin-Sonu]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=116&title=Hayallerimin-Sonu]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/14950.jpg" alt="" /><br />
<br />
<b><span class="YaziFontu">Halime horozların &ouml;t&uuml;ş&uuml;yle mutsuz bir g&uuml;ne daha uyandı.G&ouml;zlerini ovuşturarak kalktı.Kimseyi uyandırmamaya dikkat ederek giyindikten sonra salona doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;.<br />
Kahvaltı sofrasını hazırladı ve abisini uyandırmaya gitti.Fakat o </span></b><span class="YaziFontu"><nobr><b><span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; color: rgb(255, 0, 0);">her</span></b></nobr></span><b><span class="YaziFontu"> zamanki gibi tembellik ediyordu.Halime belki 40. kez aynı şeyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.Ne kadar şanslı olduğunu bir bilsen,ama s&ouml;yleyemedi...Bu sinirle abisini &ouml;yle bir sarstı ki Muzaffer yerinden sı&ccedil;radı.Abisi bağırmaya başladı.Zaten Muzaffer babasının bir kopyası değil miydi?<br />
Babası annesine karşı ne kadar hır&ccedil;ınsa muzaffer de ona karşı hır&ccedil;ındı.Halime Muzaffer`in sustuğunu g&ouml;r&uuml;nce şaşırdı.<br />
<br />
</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 22:48:42 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Politik İllüzyon ve Babil&#8217;in İskambil Kuleleri]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=115&title=Politik-illuzyon-ve-Babil%26%238217%3Bin-iskambil-Kuleleri]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=115&title=Politik-illuzyon-ve-Babil%26%238217%3Bin-iskambil-Kuleleri]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/ayd%C4%B1n%20image.jpeg" alt="" /><br />
<br />
<b><br />
<span class="YaziFontu">Nabukadnezar, kan ve g&ouml;zyaşının sel gibi aktığı topraklarında tarihte benzerine az rastlanır bir kudret ve iktidarın sahibi olmuştu. Tahtını korumak ve s&uuml;rekli kılmak i&ccedil;in sarayında devrin en akıllı ve en bilgili adamlarından oluşan bir danışman ordusunu daima hazır bulundururdu. İ&ccedil;inden &ccedil;ıkamadığı m&uuml;şk&uuml;l durumları &ccedil;evresindeki bu danışmanlara a&ccedil;ar ve &uuml;zerinde karar kılınan &ccedil;&ouml;z&uuml;mleri hayata ge&ccedil;irirdi. B&ouml;ylece danışmanlarının sadakatini de kazanmış olurdu. Y&ouml;netimde sevgili eşi Amytis&rsquo;in g&ouml;r&uuml;şleri de dikkate alınırdı. Pers asıllı Amytis d&uuml;nyalar kadar g&uuml;zel ve bir o kadar zeki ve zarif bir kadındı. Babil bah&ccedil;elerinde birbirinden g&uuml;zel &ccedil;i&ccedil;eklerin bakımı ile bizzat kendisi ilgilenir ve bah&ccedil;enin kulaktan kulağa yayılarak &ccedil;evre &uuml;lkelere kadar ulaşan ş&ouml;hreti yaptığı işten gurur duymasına neden olurdu. Eşini &ccedil;ok seviyordu.</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 22:41:40 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tütün İle Sohbet]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=114&title=Tutun-ile-Sohbet]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=114&title=Tutun-ile-Sohbet]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/sg%2013118.JPG%20S%C3%BCkran.JPG" alt="" /><br />
<br />
<b><br />
<span class="YaziFontu">-Bakıyorum y&uuml;z vermiyorsun. Sel&acirc;m sabah yok mu?<br />
-Beni i&ccedil;miyorsun, bari rahat bırak! İşim &ccedil;ok!<br />
-Biliyorum, biliyorum, ama seni tanımak isteyenler var. Senin hakkında ne varsa &ouml;ğrendim.. Umutlanmayasın haaa! Elime almam, i&ccedil;mem seni bir daha.<br />
-Hi&ccedil; belli olmaz. Kimler kimler aşık oldu bu beğenmediğin &ccedil;apkına biliyor musun?<br />
-  Araştırdııım!  Okusunlar  da anlasınlar, tanımayan canlarım var ise. Benim anavatanım Orta Asya. Seninki belli değil.<br />
-    Amerika&acute;yı bulan Kristof Kolomb Avrupa&acute;ya  ilk kez getirdi beni.<br />
Amerikalı yerlileri aldattım &ccedil;ok &ouml;nceden. Ağızlarından, burunlarından fişkırıyordum fokur fokur. Kristof Kolomb ve arkadaşları bu dumanların benden geldiğini buldular.</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 22:39:26 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kıştan Yaza Bir Yolculuk]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=113&title=Kistan-Yaza-Bir-Yolculuk]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=113&title=Kistan-Yaza-Bir-Yolculuk]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/temalar/genel/Duygu/15.jpg" style="width: 141px; height: 144px;" alt="" /><br />
<b><br />
<span class="YaziFontu">Bug&uuml;n hava soğuk mu soğuk. Yağmur desen ip gibi. Burası bile bu kadar soğuksa Uzung&ouml;l` e kar &ccedil;oktan d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r şimdi. Şu soğuk havada ısınmak i&ccedil;in bizde yazdan bir g&uuml;n&uuml; hatırlayalım o zaman. <br />
<br />
Hani, &quot;Yediğin, i&ccedil;tiğin senin olsun gezdiğin, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n yerleri anlat&quot; derler ya benimki de bunun tam tersi. Uzung&ouml;l` &uuml; anlatmayacağım sizlere. Anlatmakla olmaz, gidipte g&ouml;r&uuml;lesi yerlerden &ccedil;&uuml;nk&uuml;. &Ouml;yleyse yediklerimi anlatmalıyım. Hem de ballandıra ballandıra anlatmalıyımki; ağzınızın suyu aksın. Ağzınızın suyunu akıtmak isteyişim k&ouml;t&uuml; niyetli oluşumdan değil aslında. </span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 22:33:27 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeşil Opal Zümrüdünün Sihri]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=112&title=Yesil-Opal-Zumrudunun-Sihri]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=112&title=Yesil-Opal-Zumrudunun-Sihri]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/temalar/genel/Duygu/7.jpg" style="width: 133px; height: 139px;" alt="" /><br />
<br />
<br />
<b><span class="YaziFontu">T&uuml;rk Hava Yollarının Skylife adlı dergisinin Aralık sayısında rastlayıncaya kadar bilmiyordum, parmağımdaki y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n sihirli olduğunu. &quot; Turnalı` nın yeşil incisi &quot; adlı yazı, yolculuk &ouml;ncesi endişelerimden sıyrılarak hoş&ccedil;a vakit ge&ccedil;irmemi sağlamıştı u&ccedil;akta. Yazıyı bitirip derginin kapağını kapattığımda, y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; aldığım g&uuml;ne doğru yollanmıştım. Yolculuk i&ccedil;inde yolculuk ... severek yaptığım bir şeydi zaten, &ccedil;oğu zaman. <br />
<br />
&quot; Hadi Oltu` ya gidelim, hem yeşil opal taşını da g&ouml;rm&uuml;ş olursunuz &quot; teklifini, Oltu` nun ka&ccedil; km uzaklıkta olduğunu sormadan </span></b><span class="YaziFontu"><nobr><b><span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; color: rgb(255, 0, 0);">hemen</span></b></nobr></span><b><span class="YaziFontu"> kabul edivermiştik . Şof&ouml;r dahil biri &ccedil;ocuk , yedi kişi doluştuk arabaya . Kah sağ tarafı , kah sol tarafı izleyelim derken...</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 22:30:51 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gecenin Getirdiği Öfke]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=111&title=Gecenin-Getirdigi-Ofke]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=111&title=Gecenin-Getirdigi-Ofke]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/n_Image(006)(1).jpg" alt="" /><br />
<br />
<b><span class="YaziFontu">Dergideki yazının ilk paragrafını okuyunca beyninden vurulmuşa d&ouml;nd&uuml;. Yazıyı şaşkınlık, &ouml;fke, utan&ccedil; duyguları i&ccedil;inde birka&ccedil; dakikada okudu. Tıpatıp aynısıydı; noktasına, virg&uuml;l&uuml;ne kadar aynısı.<br />
Başı d&ouml;n&uuml;yor, beyni zonkluyor, sinirden b&uuml;t&uuml;n v&uuml;cudu titriyordu.<br />
<br />
&Ouml;fke ve sinirden gece yarısına kadar uyuyamadı. Azar, tehdit ve bağırıp &ccedil;ağırmayla dolu r&uuml;yalardan sonra yorgun vaziyette uyandı.<br />
<br />
Okula giderken akşamki d&uuml;ş&uuml;ncelerini toparlamaya &ccedil;alışıyor, kullanacağı sıfatları kendi kendine tekrar ediyordu: &ldquo;Al&ccedil;ak, rezil, şerefsiz, kundak&ccedil;ı, hırsız...&rdquo; Herkese rezil olacaktı.</span></b><span class="YaziFontu"><br />
</span>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 22:24:52 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ Destanın Başladığı Yer]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=110&title=-Destanin-Basladigi-Yer]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=110&title=-Destanin-Basladigi-Yer]]></guid>
<description><![CDATA[<br />
<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/Forest%20Flowers(6).jpg" alt="" /><br />
<b><br />
<span class="YaziFontu">(Samsun&rsquo;a doğru)<br />
<br />
Atat&uuml;rk&rsquo;e demişler ki &ldquo;1881&rsquo; de doğduğunuzu biliyoruz ama ayını ve g&uuml;n&uuml; bilmiyoruz. O&rsquo;nun yanıtı:<br />
<br />
-Neden 19 mayıs 1881 olmasın!.. Olmuş.<br />
<br />
Bunun &uuml;zerine 19 Mayıs, Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml; Anma Gen&ccedil;lik ve Spor Bayramı olmanın yanında Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n doğum g&uuml;n&uuml; olarak ta kabul edilmiş.<br />
<br />
Hıfzı Veldet Velidedeoğlu&rsquo;nun &ouml;nerisiyle bir 19 Mayıs g&uuml;n&uuml; Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml; D&uuml;ş&uuml;nce Derneği kurulmuş. B&ouml;ylece her 19 Mayıs g&uuml;nlerinde &uuml;&ccedil; &ouml;nemli olay kutlanır olmuş. </span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 17:06:54 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Atatürk`ü Ağlatan Olay]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=109&title=Ataturk%60u-Aglatan-Olay]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=109&title=Ataturk%60u-Aglatan-Olay]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC047(12).jpg" alt="" /><br />
<br />
<b><span class="YaziFontu">Yıl 1922. 14 Ocak gece yarısı. Mustafa Kemal&rsquo;in &ouml;zel treni Eskişehir&rsquo;e doğru gidiyor. Bu yolculuk bir kamuoyu yolculuğu olacak ve Gazi, savaş sonrası Anadolu&rsquo;sunda bazı şehirlerin nabzını yoklaya yoklaya İzmir&rsquo;e gidip annesini g&ouml;recek. Ve Latife&rsquo;yi. <br />
Ama o gece &ccedil;ok sıkıntısı var Mustafa Kemal&rsquo;in ve bir t&uuml;rl&uuml; uyku tutturamıyor. <br />
<br />
<br />
Ali &Ccedil;avuş kompartımanın kapısı &ouml;n&uuml;nde sigara &uuml;st&uuml;ne sigara i&ccedil;iyor. Kapıya dayanmış karanlığı seyreder ken bir yandan da kendi kendine mırıldanıp duruyor. <br />
<br />
<br />
&ldquo;Bu işin bu kadar &ccedil;abuk oluvereceğini hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmedim. </span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 17:04:12 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Osmanlı Tarıhı Kronolojısı 2]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=108&title=Osmanli-Tarihi-Kronolojisi-2]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=108&title=Osmanli-Tarihi-Kronolojisi-2]]></guid>
<description><![CDATA[<b><span class="YaziFontu">1852 <br />
Abd&uuml;lhak Hamid`in doğumu; İstanbul Şark Cemiyetinin (Societe Orientale de Constantinople) kurulması <br />
<br />
1853 <br />
&quot;Mukaddes yerler&quot; meselesi, Rusya`nın tazyikleri ve Kırım Savaşı`nın patlaması <br />
<br />
1853 <br />
İstanbul`da I. Abd&uuml;lmecid tarafından Dolmabah&ccedil;e Sarayı`nın inşa ettirilmesi <br />
<br />
1854 <br />
İlk dış istikraz : Bor&ccedil;lanma devrinin ve alışkanlığının başlaması <br />
<br />
1854 <br />
Meclis-i Vala`nın &quot;Meclis-i Ali-yi Tanzimat&quot; ve &quot;Meclis-i Ahkam-ı Adliye`ye&quot; ayrılması <br />
<br />
1854 <br />
İhtisab teşkilatının lağvı <br />
<br />
12 Mart 1854 <br />
Rusya`ya karşı İngiltere ve Fransa ile ittifak</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 16:59:42 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Osmanlı Tarıhı Kronolojısı]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=107&title=Osmanli-Tarihi-Kronolojisi]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=107&title=Osmanli-Tarihi-Kronolojisi]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC047(12).jpg" alt="" /><br />
<br />
<br />
<b><span class="YaziFontu">1299-1924 <br />
<br />
1299-1300 <br />
Osmanlı tarihinin başlaması <br />
<br />
1299 <br />
İlk m&uuml;zik olayı (Sel&ccedil;uklu sultanınca Osman Bey`e Beylik alameti olarak g&ouml;nderilen tabl-u alem (davul ve sancak) <br />
<br />
1302 <br />
Osman Gazi`nin Koyunhisarı Zaferi <br />
<br />
1302 <br />
III. Alaeddin Keykubad`ın &ouml;l&uuml;m&uuml; <br />
<br />
1312 <br />
Mevlevilik tarikatını kuran Sultan Veled`in &ouml;l&uuml;m&uuml;</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 16:55:01 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yavuz Sultan Selim`in Küpesi Gerçeği!]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=106&title=Yavuz-Sultan-Selim%60in-Kupesi-Gercegi]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=106&title=Yavuz-Sultan-Selim%60in-Kupesi-Gercegi]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC047(12).jpg" alt="" /><br />
<br />
<b><br />
<span class="YaziFontu">Yavuz Sultan Selim&rsquo;in sol kulağında k&uuml;pe bulunan resmi konusunu birka&ccedil; a&ccedil;ıdan ele almakta </span></b><span class="YaziFontu"><nobr><b><span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; color: rgb(255, 0, 0);">fayda</span></b></nobr><b> vardır:<br />
<br />
1) İsl&acirc;m hukukuna g&ouml;re kulakların k&uuml;pe takılmak &uuml;zere delinmesi ve k&uuml;pe takılması, kadınlar i&ccedil;in caiz g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş, ama erkekler i&ccedil;in caiz g&ouml;r&uuml;lmemiştir.<br />
<br />
Bazı hukuk&ccedil;ular erkek &ccedil;ocukların da kulaklarının delinebileceğini ve bu t&uuml;r bir hadisenin Hz. Peygamber (sav) zamanında yapıldığı halde, yasaklanmadığını ileri s&uuml;rmektedirler. </b><nobr><b><span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; cursor: pointer; color: rgb(255, 0, 0);">Her</span></b></nobr></span><b><span class="YaziFontu"> hal &uuml; k&acirc;rda ergen erkeklerin kulaklarını deldirmeleri ve k&uuml;pe takmaları, &ccedil;oğu hukuk&ccedil;ulara g&ouml;re haram ve bazılarına g&ouml;reyse mekruhtur; yani kısaca caiz değildir</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 16:50:06 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Arkadaşlığın Böylesi]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=105&title=Arkadasligin-Boylesi]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=105&title=Arkadasligin-Boylesi]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/resmim4916.jpg" alt="" /><br />
<br />
<b><span class="YaziFontu">Konserve Kutusu Sam ile olan arkadaşlığımız, bu yazıyı yazdığım tarihten &uuml;&ccedil; sene evvelsine dayanır... Ona g&uuml;neyde, iki kasaba arasında işleyen yandan &ccedil;arklı gemide rastlamıştım. <br />
G&uuml;vertede; elinde sıkı sıkıya tuttuğu orta boy valizini kaptan ve kamorotlara &ccedil;aktırmadan el &ccedil;abukluğu ile a&ccedil;ıyor, ortaya anlaşılmayan bir s&uuml;r&uuml; aletler &ccedil;ıkartarak hepsini </span></b><span class="YaziFontu"><nobr><b><span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; color: rgb(255, 0, 0);">tek</span></b></nobr></span><b><span class="YaziFontu"> tek izah ediyor, her t&uuml;rl&uuml; ihtiya&ccedil;lara cevap verdiğini anlatıp, &ccedil;ok ucuz fiyatlarla sattığını s&ouml;yleyerek, etrafına toplanan insanları ayak &uuml;st&uuml; kazıklayarak para kazanıyordu.<br />
En son numarası olan hem gazoz a&ccedil;acağı hem de patates soyacağı aletini g&ouml;sterirken, ikinci kaptan başına dikilivermişti. Yalvarıp yakarmaları para etmeyince , işi biraz tehdit yolu ile halletmek istemiş, ama tayfalar onu bir boh&ccedil;a gibi yakalayıp ayaklarını yerden keserek havaya kaldırmışlar ve geminin alt kamaralarından birisine kapatarak satış yapmasını engellemişlerdi.</span></b>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 16:45:32 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Düşünüyor ve Yazıyor]]></title>
<link><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=104&title=Dusunuyor-ve-Yaziyor]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[http://www.lakirdi.com/index.php?page=blog&id=104&title=Dusunuyor-ve-Yaziyor]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="http://hikayeler.net/yazarresim/kitap%20kapaklar%C4%B1%204%C3%BC.JPG" alt="" /><br />
<br />
<span class="YaziFontu"><br />
<b>Hep yalnız kaldığında ve yakınında bir yazı makinesi olduğunda ve de, &ouml;zellikle gecenin ilerleyen saatlerinde, yazmak isterdi. &Ouml;fkelerini, nefretlerini, sevgilerini ve daha nice kar-maşıklıklarını... Sonra otururdu klavyenin başına...<br />
<br />
O ana kadar &ouml;yle &ccedil;ok şeyler d&uuml;şlerdi ki, bunlar taşar sel olurdu ama klavyenin başına oturduğunda tamamı adeta silinir, parmakları onu dışlar ve başlardı yazmaya(!) Bu </b><nobr><b><span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; color: rgb(255, 0, 0);">her</span></b></nobr><b> defasında b&ouml;yle s&uuml;rer giderdi. İşte bu yazı yazma isteği ve ger&ccedil;ekleşme s&uuml;recine bir anlam veremezdi o. Neden o ana kadar beyninde &uuml;rettiklerinin hi&ccedil; birini k&acirc;ğıda d&ouml;km&uuml;yor da, bambaşka şeyleri aktarıyordu k&acirc;ğıda?<br />
<br />
Her y&ouml;n&uuml;yle g&uuml;nl&uuml;k yaşamın bu kadar mı i&ccedil;indeydi? </b><br />
</span>]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 05 Dec 2009 16:39:27 GMT]]></pubDate>
</item>
</channel>
</rss>