Ömür sisli bir yol baba sensiz!.. Varla yok arası, Arafta tüm gerçeğim... Bir bakışın yetecek oysa ki Taştan toprağa dönmeme.
Sabahları puslu bir ayna baba sensiz!.. Bakıyorum, bakıyorum, bakıyorum Kırık dökük bir "kız çocuğu" karşımdaki. Tüm sevinci bıçak gibi bir dokunuşta çalınmış Teninden canından çok önce vazgeçmiş "küçücük bir kız çocuğu!.."
Öğlenleri buruk bir türkü havası baba sensiz!.. duyduğum her bir "baba" kelimesinde boğazıma dizilmiş lokmalar, elimde kalmış bir bardak su, ve "küçük kızın" öfkeli baba senden dinleyemediği her türküye!
Akşamları acı içinde "bir kız çocuğu" baba sensiz!.. Sorular sorar, sorar, sorar... Ne Tanrı cevaplar, ne sen, ne seveni!.. Yazdığı her şiirde seni arar, Seni ve "on üç" yaşını... Hayatını arar baba! Kaybettiklerini! Sevincini!
Geceleri asi bir gerçektir baba sensiz!.. Kör bir kuyudur yatağım Bir daha asla geri gelemeyeceklerimin listesidir Dinlediğim şarkının sözleri. Ne "seni" ne "on üç" yaşımı Ne hayatımı ne sevincimi... Umutlarımın ölümünün kaçıncı mezarıdır bu oda.
Her şey eksik biraz baba sensiz... "küçücük kız çocuğun" yaşamaya sebepsiz.
Hadi "küçücük kızının sesi" duy ne olur!.. "On üç" yaşımın düşlerini yolcu ettim sana, bulurlarsa seni, bana bir sebep gönder baba... bana bir sebep gönder bana bir sebep bana bir bana... baba!..